Kısa cevap
Gündelik hayat için bir yasa olarak değil. Matta'nın kaydettiği Dağdaki Vaaz'da İsa öbür yanağı çevirmeyi ve isteyen herkese vermeyi söyler. Boşanmış bir kadınla evlenmenin zina olduğunu söyler ve izleyicilerine mallarını satmalarını söyler. Müslümanlar İsa'yı gerçek bir peygamber olarak onurlandırır ve bu sözleri, yazıldıkları hâliyle, Kur'an ile ölçer. Uygulamada her Hristiyan ülkenin mahkemeleri, polisi ve bankaları vardır. En büyük kiliseler meşru müdafaanın caiz olduğunu ve Hristiyanların mülk sahibi olabileceğini öğretir. İslam insanların tutabileceği bir yasa verir. Servetten belirli bir pay ister, dürüst ticareti över ve affı överken adil yargıya izin verir. Boşanmaya ve yeniden evlenmeye de izin verir. Kur'an Tanrı'nın (﷾) hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemediğini söyler.
Ayrıntılı açıklama
Zarar ve yasa hakkındaki buyruklar
Müslümanlar bu buyruklar için İsa'yı suçlamaz. O kendi zamanı için İsrail'e gönderildi ve Müslümanlar İncillerin onun hakkındaki kaydını Kur'an ile ölçer. Buradaki soru bir toplumun bu sözlere yazıldıkları hâliyle göre yaşayıp yaşayamayacağıdır. Matta'nın kaydettiği gibi İsa yasanın “Göze göz, dişe diş” kuralını aktarır ve sonra buyurur: kötüye karşı direnmeyin ve öbür yanağı çevirin. Biri sizi mahkemeye verip mintanınızı almak isterse, abanızı da ona bırakın. Biri sizi bir mil yürümeye zorlarsa, iki mil yürüyün. Bu sözlerle yönetilen bir toplumun şiddeti cezalandıracak mahkemeleri olmazdı. Bir mağdurun haklarını savunacak hiçbir yolu olmazdı, çünkü haksızlığa uğrayana daha fazlasını vermesi söylenir. Hiçbir Hristiyan devlet bunu hiç denemedi.
“Göze göz, dişe diş, dendiğini duydunuz: Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin; biri sağ yanağınıza tokat atarsa, öbür yanağınızı da ona çevirin.”
“Biri sizi mahkemeye verip mintanınızı almak isterse, abanızı da ona bırakın.”
“Biri sizi bir mil yol yürümeye zorlarsa, onunla iki mil yürüyün.”
“Ben size Rabbinizden bir ayet ile geldim. Ben size, çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıp ona üfleyeceğim. Allah’ın izniyle, o hemen kuş oluverecektir. Allah’ın izniyle kör ve (cildi) alacalı olan (hastaları) iyileştirir ve ölüleri diriltirim. Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. Eğer Müminler iseniz bunda sizin için bir delil vardır.”
“Kur’an’ı sana, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve onların üzerine şahit olarak hak ile indirdik. Allah’ın indirdikleri ile aralarında hükmet! Sana gelen haktan sonra onların arzularına uyma! Sizin her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi imtihan etmektedir. Hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri açıklayacaktır.”
Para hakkındaki buyruklar
İsa isteyen herkese vermeyi ve ödünç almak isteyene sırt çevirmemeyi söyler. Luka'da ayrıca malınızı alandan onu geri istememeyi söyler. Yeryüzünde hazine biriktirmeyi yasaklar. Zengin bir adama her şeyini satıp yoksullara vermesini söyledi. Sonra öğrencilerine devenin iğne deliğinden geçmesinin zengin bir adamın Tanrı'nın (﷾) egemenliğine girmesinden daha kolay olacağını söyledi. Luka'da buyruk genel olarak öğrencilere verilir: varınızı yoğunuzu satıp yoksullara verin. Bunların hepsini tutan biri bir ev ya da birikim tutamaz, gelecek yıl bir aileyi doyuramazdı.
“Sizden bir şey isteyene verin, sizden ödünç almak isteyene de sırtınızı çevirmeyin.”
“Sizden bir şey isteyen herkese verin; malınızı alandan da geri istemeyin.”
“Kendinize yeryüzünde, güvenin ve pasın yiyip bitirdiği, hırsızların girip çaldığı hazineler biriktirmeyin: Bunun yerine kendinize gökte, güvenin ve pasın yiyip bitiremediği, hırsızların girip çalamadığı hazineler biriktirin:”
“İsa ona bakıp onu sevdi ve ona şöyle dedi: Bir eksiğin var: git, neyin varsa sat, yoksullara ver; böylece gökte hazinen olur. Sonra gel, çarmıhı yüklen ve beni izle.”
“İsa çevresine bakıp öğrencilerine, Zenginlerin Tanrı'nın egemenliğine girmesi ne kadar zor olacak! dedi. Öğrenciler onun sözlerine şaştılar. İsa yine onlara şöyle dedi: Çocuklar, zenginliğe güvenenlerin Tanrı'nın egemenliğine girmesi ne kadar zor! Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı'nın egemenliğine girmesinden daha kolaydır.”
“Varınızı yoğunuzu satıp sadaka verin; kendinize eskimeyen keseler, gökte tükenmeyen bir hazine edinin; oraya hırsız yaklaşmaz, güve de onu yiyip bitirmez.”
Boşanma hakkındaki buyruk
Vaaz'da İsa boşanmış bir kadınla evlenenin zina ettiğini söyler. Katolik Kilisesi buna hâlâ bağlıdır. Yeniden evlenen boşanmış bir kişinin açık ve sürekli bir zina içinde yaşadığını öğretir. Diğer kiliselerin çoğu artık boşanmış insanları evlendirir ve her Batı ülkesi buna izin verir.
“Ama ben size diyorum ki, karısını fuhuş dışında bir nedenle boşayan herkes onu zinaya itmiş olur; boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.”
Boşanmayı doğal yasaya karşı ağır bir suç olarak niteler ve boşanmış bir kişinin, medeni hukukça tanınmış olsa bile yeni bir birliğe girmesinin onu açık ve sürekli bir zina durumuna soktuğunu söyler.
Kiliseler bu buyruklarla ne yaptı
Elçilerin İşleri'nde bile Kudüs'teki ilk iman edenler mallarını sattı ve her şeyi ortak tuttu. Oysa Petrus Hananya'ya tarlasının elinde tutabileceği kendi malı olduğunu söyledi. Pavlus'un mektupları çalışmak istemeyenin yememesi gerektiğini söyler. Ayrıca kendi ev halkına bakmayan bir adamın imanı inkâr etmiş olduğunu söyler. Ardından gelen kiliseler bunu öğretilerine yazdı. İngiltere Kilisesi'nin inanç bildirisi olan Din Maddeleri, Hristiyanların mallarının ortak olmadığını bildirir. Bunu on altıncı yüzyıl Protestanlarından bir grup olan Anabaptistlere karşı söyler. Maddeler ayrıca Hristiyanların yöneticinin buyruğuyla silah taşımasına ve savaşlarda hizmet etmesine izin verir. Kilisenin resmî öğreti kitabı olan Katolik İlmihali meşru müdafaanın caiz olduğunu söyler. Başkalarını savunmanın onlardan sorumlu olanlar için ağır bir görev olabileceğini ekler. Kudüs'teki o ilk iman edenler dışında birkaç kişi böyle yaşamayı denedi. Bunlar arasında yemin etmiş keşişler ve malları ortak tutan küçük topluluklar vardır. Bunu sıradan toplumun dışına çıkarak yaptılar.
“İman edenlerin hepsi bir aradaydı ve her şeyleri ortaktı. Mallarını ve mülklerini satıp herkesin ihtiyacına göre aralarında paylaştırıyorlardı.”
“Tarla satılmadan önce senin değil miydi? Satıldıktan sonra da parası senin elinde değil miydi? Bu şeyi neden yüreğinde tasarladın? Sen insanlara değil, Tanrı'ya yalan söyledin.”
“Çünkü yanınızdayken size şunu buyurmuştuk: Çalışmak istemeyen yemesin de.”
“Ama biri kendi yakınlarına, özellikle de kendi ev halkına bakmazsa, imanı inkâr etmiş olur ve imansızdan daha kötüdür.”
Bazı Anabaptistlerin iddiasına karşı, Hristiyanların servet ve mallarının hak, mülkiyet ve zilyetlik bakımından ortak olmadığını, bununla birlikte herkesin gücü ölçüsünde yoksullara cömertçe sadaka vermesi gerektiğini bildirir.
Sivil yöneticiler üzerine: Krallığın yasaları Hristiyanları ağır suçlar için ölümle cezalandırabilir ve Hristiyanların yöneticinin buyruğuyla silah taşıması ve savaşlarda hizmet etmesi meşrudur.
Kişilerin ve toplumların meşru savunmasının yasal olduğunu, kişinin kendi yaşam hakkına saygı gösterilmesinde ısrar etmesinin meşru olduğunu, başkalarının yaşamından sorumlu olan biri için, meşru yetki sahipleri de dahil, bunun ağır bir görev olabileceğini öğretir.
Her Hristiyanı bağlayan Yeni Yasa'nın buyruklarını, sevgiye engel olabilecek her şeyi kaldıran İncil öğütlerinden ayırır; yoksulluk gibi öğütler her öğrenciye önerilir, ama onları bir yaşam biçimi olarak benimseyenler kendini Tanrı'ya adamış olanlardır.
Hristiyanlar Vaaz'ı nasıl okur
Hristiyanlar bütün bunlara birkaç şekilde cevap verir. Vaaz düşmanlar hakkındaki öğretisini göksel Baba'nın eksiksiz olduğu gibi eksiksiz olma çağrısıyla bitirir. Katolik Kilisesi bütün mallardan vazgeçmeyi bir öğüt olarak görür: her öğrenciye sunulan, keşişlerin ve rahibelerin bir yemin olarak üstlendiği bir tavsiye. Herkesi bağlayacak bir buyruk değildir. On altıncı yüzyılın Alman reformcusu Martin Luther bir Hristiyanın kendisine yapılan haksızlığa katlanması gerektiğini öğretti. Yine de başkalarını korumak için bir yönetici, yargıç ya da asker olarak kılıç taşıyabilir.
“Bu nedenle, göksel Babanız eksiksiz olduğu gibi, siz de eksiksiz olun.”
Her Hristiyanı bağlayan Yeni Yasa'nın buyruklarını, sevgiye engel olabilecek her şeyi kaldıran İncil öğütlerinden ayırır; yoksulluk gibi öğütler her öğrenciye önerilir, ama onları bir yaşam biçimi olarak benimseyenler kendini Tanrı'ya adamış olanlardır.
Luther, bir Hristiyanın kendisine yapılan haksızlığa karşı koymadan katlanması gerektiğini, ama başkalarını korumak için yönetici, yargıç ya da asker olarak kılıç taşıyabileceğini ve taşıması gerektiğini öğretir. Bu okumaya göre Dağdaki Vaaz'ın buyrukları mahkemeleri ya da devleti değil, özel yaşamı düzenler.
Ölçülü sadaka
Kur'an iki aşırılığı da yasaklar. Elini boynuna bağlamamayı ya da büsbütün açmamayı söyler, yoksa kınanmış ve yoksul kalırsın. İman edenler israf etmeden ve cimrilik etmeden harcayan, adil bir denge tutanlardır. Ne kadar verileceği sorulduğunda cevap ihtiyaçtan fazlası oldu. Peygamber (ﷺ) bir sahabi olan Sa'd bin Ebi Vakkas'ın bütün malını, hatta yarısını sadakaya bırakmasına izin vermedi. En fazla üçte birine izin verdi, çünkü mirasçılarını zengin bırakmak onları dilenir hâlde bırakmaktan daha iyidir. Farz sadaka olan zekât belirli bir paydır: gümüşte kırkta bir ve belirli bir miktarın altında hiçbir şey ödenmez. Kur'an onu kimlerin alacağını adlandırır.
“Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), büsbütün eli açık da olma (israf etme); yoksa kınanmış olarak, pişmanlık içinde kalakalırsın.”
“Ve onlar ki mallarını infak ettiklerinde israf da etmezler, cimrilik de etmezler. Bunun arasında orta bir yol tutarlar.”
“Sana içki ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda büyük günah ve insanlara bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür. Ne sarf edeceklerini sana soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını! İşte Allah, size düşünesiniz diye ayetleri (böyle) açıklıyor.”
Mekke'de hasta olan Sa'd bin Ebi Vakkas, Peygamber'e (ﷺ) bütün malını sadaka olarak bırakıp bırakamayacağını sordu. Peygamber hayır dedi, yarısına da hayır dedi ve üçte birine izin verdi; üçte birin de çok olduğunu ekledi: mirasçılarını zengin bırakman, onları muhtaç ve insanlardan dilenir hâlde bırakmandan daha iyidir; insanın karısının ağzına koyduğu lokma bile sadakadır.
Enes, Peygamber'in (ﷺ) koyduğu şekliyle, Ebu Bekir'in onunla birlikte Bahreyn'e gönderdiği zekâtın yazılı kurallarını rivayet eder. Bu kurallar develer ve koyunlar için ödenecek miktarları, gümüş için de kırkta biri (%2,5) belirler; bir kimsenin yalnızca yüz doksan dirhemi varsa ondan hiçbir şey alınmaz.
“Sadakalar/zekâtlar, Allah’tan bir farz olarak fakirler, miskinler, onu toplayan memurlar, kalpleri (İslam’a) ısındırılanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda (cihad edenler) ve yolda kalanlar içindir. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.”
Kazanç ve mülk iyidir
Kur'an iman edenlere Cuma namazı kılındıktan sonra yeryüzüne dağılmalarını ve Allah'ın (﷾) lütfunu aramalarını söyler. Alışverişe izin verir ve faizi yasaklar ve birbirinin malını haksızca yemeyi yasaklar. Peygamber (ﷺ) hiç kimsenin kendi eliyle kazandığından daha hayırlı bir yiyecek yemediğini söyledi. Ayrıca peygamber Davut'un kendi emeğiyle geçindiğini söyledi. Malını savunurken öldürülenin şehit olduğunu da söyledi. İslam bir iman edenden malını onu alana bırakmasını istemez.
“Namaz kılındığı zaman da yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfunu arayın. Allah’ı çok zikredin ki, kurtuluşa erebilesiniz.”
“Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.”
“Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.”
Mikdam'ın rivayetine göre Peygamber (ﷺ), hiç kimsenin kendi eliyle çalışarak kazandığından daha hayırlı bir yiyecek yemediğini ve Peygamber Davut'un kendi emeğiyle kazandığından yediğini söyledi.
Abdullah bin Amr, Peygamber'in (ﷺ) malını savunurken öldürülenin şehit olduğunu söylediğini duyduğunu rivayet eder.
Daha iyi yol olarak affla birlikte adalet
Kur'an Tevrat'ın eşit kısas yasasını doğrular. Haksızlığa uğrayana adil ve eşit bir karşılık hakkı verir, fazlasını değil. Sonra o haktan vazgeçeni över. Affeden ve barışı sağlayanın ödülü Allah'a (﷾) aittir ve sabır en iyi yoldur. Af, mağdurları çaresiz bırakan bir yasa değil, özgürce seçilen bir erdemdir.
“Kitapta onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu onun günahlarına kefaret olur. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.”
“Ey İman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür olan ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın. Öldüren kişi, kardeşi (maktulün velisi) tarafından bağışlanmışsa artık ona örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra da haddi aşan kimseye elem verici azap vardır.”
“Bir kötülüğün cezası, onun benzeri/denk bir kötülüktür. Kim de affeder ve ıslah ederse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Allah, zalimleri sevmez.”
“Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz; elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.”
Boşanmaya ve yeniden evlenmeye izin
Kur'an boşanmaya izin verir ve onun iyilikle nasıl yapılacağını ortaya koyar. Ayrıca iki taraf da uygun şartlarda anlaştığında kimsenin boşanmış bir kadını eski kocasıyla yeniden evlenmekten alıkoymasını yasaklar. Bu kurallara göre yeniden evlenen hiç kimseye zina eden denmez.
“(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.”
“Kadınları boşadığınız vakit, onlar da bekleme sürelerini bitirince aralarında meşru bir şekilde anlaştıkları takdirde, kocalarıyla birlikte (tekrardan) evlenmelerine engel olmayın. İşte, sizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere, bununla öğüt veriliyor. Bu, sizin için daha faydalı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
İnsanların tutabileceği bir yasa
Kur'an Tanrı'nın (﷾) hiç kimseye gücünün üstünde bir yük koymadığını söyler. Ayrıca iman edenlere dinde hiçbir zorluk yüklemediğini söyler. Bütün bir topluluğun, zenginiyle yoksuluyla, özel hayatında ve mahkemelerinde İslam hukukunu tutabilmesinin nedeni budur.
“Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey (sorumluluk) yüklemez. (Herkesin) kazandığı (iyilik) lehine ve işlediği (kötülük) ise aleyhinedir! Rabbimiz, eğer unuttuk veya hata yaptıysak bizi hesaba çekme. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir görev yükleme. Rabbimiz! Gücümüzün yetmeyeceğini bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlâmızsın. Kâfir topluma karşı bize yardım et.”
“Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti, dinde üzerinize bir zorluk yüklemedi. (Bu) Babanız İbrahim’in dinidir. Allah, bundan önce ve bunda (Kur’an’da) size “Müslüman” ismini vermiştir. (Hesap günü) Rasûl size şahit olsun, siz de insanlığa şahit olun diye. Öyleyse namazı ikame edin, zekâtı verin, Allah’a sımsıkı bağlanın. O, ne güzel mevlâ ve ne güzel yardımcıdır!”
| Konu | Matta'nın kaydettiği haliyle Vaaz | Kur'an ve Sünnet |
|---|---|---|
| Size yapılan zarar | Kötüye karşı direnmeyin; öbür yanağınızı çevirin. | Adil ve denk bir karşılığa izin verilir; bağışlamak daha iyidir. |
| Vermek | İsteyen herkese verin. | Zekâtta belirli bir pay; Sa'd malının en fazla üçte birini hayra bırakabilir. |
| Mülk | Yeryüzünde hazine biriktirmeyin. | Ticaret helaldir ve malını savunurken öldürülen şehittir. |
| Boşanma | Boşanmış bir kadınla evlenmek zinadır. | Boşanmaya izin verilir ve boşananlar yeniden evlenebilir. |
Allah (﷾) hiçbir nefse taşıyabileceğinden daha ağır bir yük yüklemez.
Ayet ayet
Matta 5:38-39 — 5. bölüm, 38-39. ayetler
“Göze göz, dişe diş, dendiğini duydunuz: Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin; biri sağ yanağınıza tokat atarsa, öbür yanağınızı da ona çevirin.”
Hangi konuda kaynak
Öbür yanağı çevirmek kişisel bir hakaretle, bir tokatla ve özel intikamdan vazgeçmekle ilgilidir. Mahkemeleri, polisi ya da meşru müdafaayı yasaklamaz.
Cevap
O zaman sözler oldukları gibi tutulmuyor demektir. Matta buyruğu hakaretlerle sınırlamaz. Onu Tevrat'ta yargıçlar için bir kural olan “Göze göz, dişe diş” sözünün hemen ardına koyar ve sonra “kötüye karşı direnmeyin” der. Kur'an iki yarıyı da yerinde tutar: haksızlığa uğrayan için adil bir hukuki çare ve Tanrı'nın (﷾) ödüllendirdiği özgür bir seçim olarak af.
Vardığı yer — Hristiyanlar bu buyruğu ancak onu daraltarak tutar. İslam dengeyi metnin kendisinde bildirir.
Markos 10:21 — 10. bölüm, 21. ayet
“İsa ona bakıp onu sevdi ve ona şöyle dedi: Bir eksiğin var: git, neyin varsa sat, yoksullara ver; böylece gökte hazinen olur. Sonra gel, çarmıhı yüklen ve beni izle.”
Hangi konuda kaynak
Her şeyi satma buyruğu, serveti onu geri tutan tek bir zengin adam içindi. Bütün Hristiyanlar için bir kural değildir.
Cevap
İsa hemen öğrencilerine döner ve genel olarak zenginlerden söz eder: deve iğne deliğinden daha kolay geçecektir. Luka'da buyruk bir grup olarak öğrencilere verilir: “Varınızı yoğunuzu satıp sadaka verin”. Bu yalnızca tek bir adamın sınavı değildir.
Vardığı yer — İnciller buyruğu tek bir adamın ötesine genişletir ve kiliseler onu hâlâ tutmaz.
Matta 6:19-20 — 6. bölüm, 19-20. ayetler
“Kendinize yeryüzünde, güvenin ve pasın yiyip bitirdiği, hırsızların girip çaldığı hazineler biriktirmeyin: Bunun yerine kendinize gökte, güvenin ve pasın yiyip bitiremediği, hırsızların girip çalamadığı hazineler biriktirin:”
Hangi konuda kaynak
İsa para biriktirmeyi değil, serveti hazine edinmeyi yasaklar. Mesele yüreğin nerede olduğudur.
Cevap
İsa gerçekten yürekten söz etmeye devam eder: ‘hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır’. Ama buyruğun kendisi yeryüzünde ‘hazineler biriktirmeyin’ der. Yalnızca onu sevmeyi değil, biriktirmeyi yasaklar. Kur'an dengeyi açıkça söyler: israf etmeden ve cimrilik etmeden harca ve ihtiyacından fazlasını ver.
Vardığı yer — İslam, Hristiyanların bu sözlerin ne anlama geldiğini açıklamak zorunda olduğu şeyi açıkça söyler.
Bakış açıları
Ana akım Hristiyan
Dağdaki Vaaz Tanrı'nın egemenliğinin kusursuz sevgisini gösterir. Hristiyanlar bazı buyruklarını keşişlerin ve rahibelerin yemin olarak üstlendiği öğütler olarak okur. Diğerlerini mahkemeler ya da devletler için değil, özel hayat için kurallar olarak okurlar.
İsa dinleyicilerini göksel Babaları eksiksiz olduğu gibi eksiksiz olmaya çağırır. Hristiyanlar bunu egemenliğin idealini ortaya koyan bir söz olarak okur.
Reddiye
Bir ideal ilham verebilir. Ama Matta'nın kaydettiği gibi bunlar tablolar değil, buyruklardır: kötüye karşı direnmeyin, isteyen herkese verin. Hiçbir toplumun tutamayacağı bir yasa Tanrı'nın (﷾) istediği şey değildir, çünkü O hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez.
Katolik Kilisesi bütün mallardan vazgeçmeyi bir öğüt olarak görür: keşişler ve rahibeler gibi bütün hayatlarını Tanrı'ya verenler için bir tavsiye. Her Hristiyan için bir kural değildir.
Reddiye
Katolik Kilisesi onu böyle okur. Ama Markos'ta İsa öğrencilerine döner ve yalnızca o tek adamdan değil, genel olarak zenginlerden söz eder. Luka'da buyruk bir grup olarak öğrencilere verilir.
Luther direnmemenin bir Hristiyanın kendisine yapılan haksızlıklara nasıl katlandığıyla ilgili olduğunu öğretti. Yöneticiler, yargıçlar ve askerler başkalarını korumak için güç kullanabilir.
Reddiye
Bu makul bir kuraldır, ama Matta'nın sözleri değil, Luther'in kuralıdır. Matta buyruğu, adil karşılığın kuralı olan yasanın göze göz ilkesinin hemen ardına koyar. Kur'an hem adil bir çareyi hem de özgür bir seçim olarak affı korur.
İslami bakış açısı
İsa Musa'nın Yasası'nı doğrulayan gerçek bir peygamberdi. Müslümanlar elimizdeki Yeni Ahit İncillerinin insan eliyle şekillendirildiğini savunur ve onları Kur'an ile ölçer. İsa kendi zamanında İsrail'e ne öğrettiyse, hiçbir toplumun tutamayacağı bir buyruk Tanrı'nın (﷾) herkes için yasası değildir. Peygamber Muhammed'in (ﷺ) getirdiği son yasa dengelidir. Her insan ve her toplum ona göre yaşayabilir.
İsa öbür yanağı çevirmeyi, bir davanın aldığından fazlasını vermeyi ve ikinci mili yürümeyi buyurur.
İsa isteyen herkese vermeyi buyurur. Ayrıca malı alandan onu geri istememeyi, yeryüzünde hazine biriktirmemeyi ve sadaka vermek için malları satmayı buyurur.
İsa öğrencilerine bir deve hakkında bir söz söyler. Deve iğne deliğinden, zengin bir adamın Tanrı'nın (﷾) egemenliğine girmesinden daha kolay geçecektir.
Yeni Ahit mektupları çalışmayı ve kişinin ev halkına bakmasını gerektirir. İlk iman edenlerin her şeyi ortak tuttuğu Elçilerin İşleri'nde bile Petrus Hananya'nın tarlasının elinde tutabileceği kendi malı olduğunu söyler.
Ana kiliseler Hristiyanların mülk sahibi olabileceğini, yöneticinin buyruğuyla silah taşıyabileceğini ve kendilerini savunabileceğini öğretir.
Kur'an hem cimriliği hem de elde hiçbir şey kalmayacak kadar vermeyi yasaklar. Ve Peygamber (ﷺ) bir kişinin vasiyetle sadakaya bırakabileceğini üçte birle sınırladı.
İslam haksızlıklar için adil ve eşit bir hukuki çare verir ve affı daha iyi seçim olarak över.
İslam helal kazancı onurlandırır ve bir kişinin malını savunmasına izin verir.
Kur'an Tanrı'nın (﷾) hiç kimseye gücünün üstünde bir yük koymadığını öğretir.